Yukarıdaki grafik
700 yıllık bir zaman diliminde, altının reel değerini gösteren grafiktir. Başlangıcı neredeyse Osmanlı’nın
kuruluşuna denk geliyor. Bu grafikle giriş yapmamın sebebi ise altınla ilgili
halk arasında, medyada analiz ve yorumlarda, klişeleşen bazı kavramların
aslında sorgulanması gereken kavramlar olduğunu göstermek içindir.
Grafikler,
herhangi bir şeyin kabaca ama
hızlıca tarihini gösteren araçlardır. Örneğin üstteki grafikten, altının 1500 lü
yıllardan itibaren hızla değer
kaybettiğini görüyoruz. Bunun sebebinin coğrafi keşiflerle birlikte sömürge
ülkelerinden elde edilen altınların eski dünyaya taşınmasıyla birlikte altının
bollaşması olduğunu düşünüyorum.
Grafiğe dikkatli
baktığımızda, büyük kargaşa ve büyük savaşların olduğu Fransız ihtilali, Napolyon savaşları, birinci
ve ikinci dünya savaşlarında altının reel değerinin artmadığını tersine çok
değer kaybettiğini, 1929 büyük buhranından sonra fiyatının yatay gittiğini, yine
ekonomik ve sosyal yönden sıkıntılı olayların yaşandığı 1970’li ve 1990’lı yıllarda
altının reel olarak çok değer kaybettiğini görüyoruz.
Son 700 yılda
yukarıda saydıklarımdan daha kötü dönemler yok. O halde altın güvenli olacaksa bu dönemlerde olmalıydı. Bu dönemlerde altın reel değer kaybediyorsa altından güvenli liman
olarak bahsetmek ne kadar doğru bir yaklaşım olur?
Sonuçta; Altının
güvenli liman olmaktan uzak olduğu açıktır. Altına , bir spekülasyon aracı
olarak bakmak daha doğru bir yaklaşımdır.
İstisnai
olarak, kendi vatanı dışındaki ülkelerde yaşayan kişiler için olağanüstü durumlarda
gerektiğinde varlığını altın olarak yanına alıp göçebilmesi gerektiği durumlarnda altın için “güvenli
liman” kavramını kullanabiliriz.
Yine grafikten devam edersek anlıyoruz ki, altın iyi gün dostudur. Daha doğrusu altın
ekonomilerin büyüdüğü, paranın bollaştığı ve bolca basıldığı, insanların barış
ve bolluk içinde olduğu dönemlerde değer kazanmaktadır.
irdelenmesi
gereken diğer bir husus “altın her zaman
kazandırır, al bir kenarda dursun” klişesidir. Bu klişe de yanlıştır. Bunu yukarıdaki tarihsel ölçekli grafikten
anlayabiliyoruz. Ancak aşağıdaki grafikte bu klişenin geçersizliği çok daha
belirgindir.
Görüldüğü gibi
1978-1979 yıllarında altın hızla yükselerek birkaç yıl önceki fiyatının 7-8
katına yani 800 dolar civarı fiyata yükselmiştir. O yıllarda “altın her zaman kazandırır, al bir kenarda
dursun” düşüncesine sahip bir kişinin aldığı altınlar sonraki 22 yıl boyunca
değer kaybetmiştir. Aldığı fiyata tekrar satabilmesi için 30 sene beklemesi
gerekmiştir. Üstelik 30 yıllık alternatif yatırım kaybı buna dahil değildir.
Sonuç olarak
altını süs ve ziynet eşyası, spekülasyon aracı vs olarak tanımlayabiliriz.
Altın, diğer tüm finansal araçlar gibi, düşük fiyattan alınabilirse iyi kar elde edilebilecek bir finansal enstrümandır.
Altın, diğer tüm finansal araçlar gibi, düşük fiyattan alınabilirse iyi kar elde edilebilecek bir finansal enstrümandır.
Altının güvenli
liman olduğu düşüncesi ise bana göre hurafedir!
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

